tüm kitap özetlerini burda bulabilirsiniz
 
  Ana Sayfa
  İletişim
  Ziyaretşi defteri
  huzur=ahmed hamdi tanpınar
  acımak=reşat nuri güntekin
  akşam güneşi= reşat nuri güntekin
  aldatacağım=esat mahmut karakut
  anadolu notları= reşat nuri güntekin
  anahtar=refik halid akay
  anamın kitabı=yakup kadri karaosmanoğlu
  istanbulun bir yüzü=refik halid kalay
  mahşer=peyami safa
  sinekli bakal=halide edip adıvar
  gelibolu=buket uzuner
  sefiller=viktor hugo
  suç ve ceza=dostoyevski
  savaş ve barış=tolstoy
  yüksek ölçekler=ömer seyfettin
  yaprak dökümü= reşat nuri güntekin
  yaban=yakup kadri karaosmanoğlu
  toprak ana=cengiz aytmatov
  mavi ve siyah=halit ziya uşaklıgil
  küçük ağa= tarık buğra
  kiralık konak=yakub kadri karaosmanoğlu
  kaşağı=ömer seyfettin
  ince memed=yaşar kemal
  fatih-harbiye=peyami safa
  eylul=mehmet rauf
  dokuzcu harciye koğuşu=peyami safa
  damga= reşat nuri güntekin
  dağları bekleyen kız=esat mahmut karakut
  dağa çıkan kurt=halide edip adıvar
  çölde bir istanbul kızı=esat mahmut karakurt
  çalıkuşu= reşat nuri güntekin
  cezmi=namık kemal
  canan=peyami safa
  bugünün saraylısı=refik halid akay
  bomba=ömer seyfettin
  biz insanlar=peyami safa
  bir teredüttün romanı=peyami safa
  bir ölünün defteri=halit ziya uşaklıgil
  bir kucak çiçek=memduh şevket esendal
  bir kadın düşmanı=reşat nuri güntekin
  Yeni sayfanın başlığı
  bit avuç saçma=refik halid karay
  ateşten gömlek=halide edip adıvar
  aşk-ı memnu=halid ziya uşaklıgil
  ateştengömlek=halide edip adıvar
  ankara ekspresi=esat mahmut karakurt
  ago paşanın hatıratı=refik halit karay
  tatarcık=halide edip adıvar
  sözde kızlar=peyami safa
  Anketler
  memleket hikayeleri=refik halit karay
  ölü canlar=gogol
  sergüzeşt=sami paşazade sezai
  tarih soruları
  =FİLOZOFLAR=
  => imanuel kant
  => karl marx
  => francis bacon
  => thales
  => kiergegard
  => martin heidger
  => sokrates
  => edmund huserl
  => Theodor Wiesengrund Adorno
  => Anaksagaros
  => Anaksimenes
  => Anaksimandros
  => Aristotales
  => Bergson, Henri
  => Berkeley
  => CAMUS, Albert
  => CİCERO, Marcus Tulius:
  => DEWEY, John
  => EMPEDOKLES
  => EPİKTETOS:
  => Gilles Deleuze
  => MİCHEL FOUCAULT
  => Max Ferdinand Scheler
  => EPİKUROS
  => John Rawls
  => Nicolai Hartmann
  => David Hume
  => Jacques Derrida
  => Georg Wilhelm Friedrich Hegel
  => FARABİ
  => HERAKLEİTOS:
  => LOCKE, Jhon
  => Parmanides
  => Platon
Türk Dili
LOCKE, Jhon
LOCKE, Jhon: İngiliz empirizminin kurucusu olan ünlü filozof. 1632-1704 yılları arasında yaşamış olan Locke'un temel eserleri, An Essay concerning Human Understanding (İnsan Zihni Üzerine Bir Deneme) ve Two Treatises of Government (Yönetim üzerine İki Deneme)'dir.

Bilgi görüşleri: Empirist bir bilgi teorisinin temel ögretilerini, yani zihinde doğuştan düşünceler bulunduğunu ve bilginin deneyimden üretildigi ilkelerini mekanik bir gerçeklik görüşüyle birleştiren John Locke modern felsefenin tavrına uygun olarak, felsefesinde öncelikle bilgi konusunu ele almıştır. O insan bilgisinin sınırlarına ve kapsamına ilişkin araştırmasında, insan zihninde idelerin nasıl ortaya çiktigini araştırır. İdelerle de Locke, algı içeriklerini, izlenimleri, tasarımları, düşünceleri, kısacası bilincin tüm içeriklerini, insanın kendisiyle ilgili olarak bilinçli olduğu herşeyi anlar. Ona göre, insan bilgi sahibi olan bir varlıktır. Başka bir deyişle, o insan bilgisini açıklanmak durumunda olmayan, apaçık bir olgu olarak alır.

Bilmek ise, zihinde birtakım idelere sahip olmaktan başka bir şey değildir. Doğuştancılığa karşi çikan Locke, insanın bilgiye temel olan malzemeyi sonradan deneyim yoluyla kazandığını söyler. Onun deyimiyle karanlık bir oda olan insan zihnine ışık getiren tek pencere, deneyimdir. Bilginin kaynağı konusunda empirist olan Locke, biri dış deneyim, diğeri de iç deneyim olmak üzere, iki tür tecrübe bulunduğunu söyler. Bunlardan birincisinde, yani dış deneyimde, insan beş duyu yoluyla dış dünyadaki şeyleri tecrübe eder; insan zihni, Locke'a göre, burada tümüyle alıcı olup, pasif durumdadır. İkincisinde, yani refleksiyon veya içebakışta ise, insan varlığı, kendi zihninde, kendi iç dünyasında olup bitenleri tecrübe eder. İnsan zihnindeki tüm ideler, işte bu iki kaynağın birinden ya da diğerinden gelir.

İnsan zihnindeki tüm ideler, İngiliz empirizminin kurucusu olan Locke'a göre, basit ideler ve kompleks ideler olmak üzere, iki başlık altında toplanabilir. Bu ayırım, Locke'a zihnin tümüyle pasif olduğu durumlarla aktif olduğu durumları birbirlerinden ayırma imkanı verdiği için, önemli bir ayırımdır. Basit ideler, dış dünyadaki cisimlerin ve onların niteliklerinin duyu-organlarımız üzerindeki etkisi sonucunda, duyularımız aracılığıyla kazanılmış olan idelerdir. İnsan zihni bu basit ideleri birbirleriyle çesitli şekillerde birleştirdiği zaman kompleks idelere sahip olur. Locke'a göre, insan zihni basit ideleri biriktirdikten sonra, onları birbirlerinden ayırt eder, birbiriyle karşilaştırır ve birbiriyle çesitli şekillerde birleştirir. Locke, insanda yeni bir ide icad etme gücü olmasa bile, insan zihninin kompleks ideleri meydana getirirken tümüyle aktif durumda bulunduğunu söyler. Ona göre, basit ideler kompleks idelerden hem psikolojik ve hem de mantıksal bakımdan önce gelmek durumundadır.
İnsan zihni, Locke'a göre, belli şekillerde faaliyet gösterir. İnsan zihninin bu faaliyetleri ise, sırasıyla algı, bellek, ayırd etme ve karşilaştırma yetisi, birleştirme ve soyutlamadır. Bu yetilerden en önemlilerinden olan birleştirme yetisi söz konusu olduğunda, insan zihni sahip olduğu basit ideleri bir araya getirir ve bu ideleri birleştirerek kompleks ideler meydana getirir. Soyutlamada ise, insan zihni genel kavramları gösteren genel sözcüklere yükselir. Varolan herşey, Locke'a göre, bireyseldir. Bununla birlikte, insan varlığı çocukluktan yavaş yavaş çikarken, insanlarda ve şeylerdeki ortak nitelikleri gözlemler.

Locke, bilginin söz konusu yetilerin algı yoluyla kazanılan basit ideleri işlemesinin sonucunda ortaya çiktigini savunur. Ve bilgi, idelerin birbirleriyle olan bağlantısına ve uyuşmasına ya da birbirleriyle uyuşmayıp, birbirlerini kabul etmemelerine ilişkin algıdan başka bir şey değildir. Locke'a göre, ideler arasında dört tür bağıntı vardır ya da ideler birbirleriyle dört bakımdan uyuşur. 1 Özdeslik, 2 İlişki, 3 Birlikte varoluş ya da zorunlu bağıntı ve 4 Gerçek varoluş.

Locke, özdeslikten söz ettiği zaman, bir idenin ne olduğunun ve onun başka idelerden olan farklılığının bilincinde olmayı anlar. Burada söz konusu olan bilgi, her idenin kendi kendisiyle aynı olduğunu, her ne ise o olup, tüm diğer idelerden farklı olduğunu bilmekten oluşur. Bu bilgi, idelerimizden her birinin (örnegin, ağaç, masa, beyaz, kare, üçgen vb. idelerinin) tam olarak neyi içerdiğinin ve onun farklılıklarının (örnegin, beyazın siyah olmadığının, bir karenin daire olmadığının) bilgisidir. Buna karşin, ilişkiden söz ederken Locke, idelerimizden bazılarının diğer idelerle bazı bakımlardan ilişkili olduğu olgusuna dikkat çeker. Buna göre, beyaz ve kırmızı arasında, üçgenlerle yapraklar arasında söz konusu olmayan bir ilişki vardır; yine, bir ağaçla bir sandalye arasında, bir doğruyla bir bulut arasında söz konusu olmayan bir ilişki vardır.

Birlikte varoluş ya da zorunlu bağıntıdan söz ettiği zaman da, Locke kompleks bir idenin, örnegin bir sandalye idesinin, bir sandalyeyi düşündüğümüz zaman birlikte düşündüğümüz çok sayıda basit idenin birleşiminden oluştuğu olgusuna dikkat çeker. Burada söz konusu olan bilgi, belli bir kompleks ide gündeme geldiği zaman, hangi basit idelerin söz konusu kompleks idenin ayrılmaz parçaları olduğunun bilgisidir. Locke dördüncü kategoriye, yani gerçek varoluşa geldiği zaman, idelerin birbirleriyle olan bağıntılarından çok, dış dünyadaki bir şeyle olan bağıntılarının bilgisinden söz eder. Şimdiye dek olan bilgi türleri yalnızca kavramsaldı, ilk kez bu dördüncü bilgi türüyle varoluşla ilgili olan bir bilgiye ulaşilır. Başka bir deyişle, burada söz konusu olan bilgi, bir ideyle uyuşan gerçek bir varlığın bilgisidir.

Locke bu dört bilgi türüne ek olarak, insan için bu bilgi türlerine sahip olmanın üç farklı yolunun bulunduğunu söyler; bunlar sırasıyla sezgi, kanıtlama ve duyumdur. Bilgimizin kapsamı söz konusu olduğunda, Locke gerçek bilgiye sezgi ya da kanıtlama yoluyla ulaşildığına inandığı ve kanıtlama ya da sezginin kendilerine dayandığı idelere birtakım sınırlamalar getirdiği için, bilgimizin kapsamının oldukça sınırlı olduğunu savunmak durumunda kalmıştır. Özdeslik ya da farklılık bağıntısı söz konusu olduğunda, Locke'a göre, bizim tüm açık idelerimizin kendi kendileriyle aynı ve başka idelerden farklı olduklarına ilişkin olarak sezgisel bilgimiz vardır.
İlişki söz konusu olduğunda ise, burası bilgimizin çok büyük bir parçasını meydana getirmekle birlikte, bu bilgi de idelerin birbirleriyle olan ilişkileriyle ilgili kanıtlamalarla sınırlanmıştır. İdeler arasındaki karşilıklı bağıntılara ve içerme ilişkilerine dayanan bu bilgi, yalnızca kavramsal bir bilgidir. Bu alandaki doğrular matematiğin doğrularıyla, günümüzde analitik olarak doğru olduğunu söylediğimiz önermelerden oluşur. Ancak bu doğrular, yalnızca idelerimiz arasındaki ilişkilerle ilgili olan doğrular olduğu için, bize hiçbir zaman idelerimizden bağımsız olarak varolan bir şeyin bilgisini veremezler.

İdelerimizin birlikte varoluşu ya da idelerimiz arasındaki zorunlu bağıntıya gelince, Locke bilgimizin kapsamının burada daha da daraldığını savunur. Biz, birçok basit idenin birlikte ortaya çiktigini, belirli bir türden olan kompleks bir şeye ilişkin idemizin belirli basit idelerden oluşan bir toplamı içerdiğini gözlemleyebiliriz, fakat bu idelerin zorunlu olarak birbirlerine bağlanıp bağlanmadığını bilemeyiz. Locke'a göre, ikincil bir nitelikle söz konusu niteliğin kendilerine bağlı olduğu birincil nitelikler arasında, insan tarafından keşfedilebilir olan zorunlu bir bağlantı yoktur. Biz bir nesnenin şeklinden ve ebatlarından yola çikarak, onun belli bir renge ya da tada sahip olduğunu hiçbir zaman söyleyemeyiz.

İdelerimizin birlikte varoluşu ya da idelerimiz arasındaki zorunlu bağlantıya ilişkin bilgimiz deneyimin kapsamına bağlı olduğundan, idelerimiz arasındaki zorunlu bağlantıları saptarken, sezgi yoluyla da kanıtlama yoluyla da pek ilerilere gidemeyiz. Ve doğa bilimlerinin genel önermeleri farklı ideleri birbirlerine bağladıkları için, gerçek anlamda genel bir bilgi olmanın çok uzağında kalır. Zira, bu bilimlerin birbirine bağladığı ideler arasında zorunlu bir bağıntının olup olmadığı, sezgi yoluyla da kanıtlama yoluyla da kavranamaz.

Gerçek varoluş söz konusu olduğunda, bilgimiz kapsamı daha da daralır. Locke'a göre, biz sezgi yoluyla kesin olarak yalnızca kendimizin varolduğunu biliriz. Kanıtlama yoluyla ise, Tanrı'nın gerçek varoluşunu kanıtlarız. Bir de duyusal bilgiyle, duyularımıza sunulmuş olan nesnelerin varolduğunu biliriz. Bununla birlikte, kesin olmayan duyusal bilgi, bize gerçek bir bilgi veremez, çünkü bu bilgi herşeyden önce şimdi duyularımıza sunulmuş olan nesnelerle sınırlanmış olup, şimdi ve burada mevcut olan tikel nesnelerin ötesine geçemez. İkinci olarak, duyusal bilgi yoluyla, bizim dışımızdaki nesnelerin varolduğunu bilsek bile, Locke'a göre, bu nesnelerin gerçek doğalarına ilişkin olarak pek fazla bir bilgimiz olamaz.

Demek ki, Locke;

1 dolayımsız olarak bilincinde olduğumuz şeylerin, nesnelerin bizatihi kendileri değil de, zihinlerimizdeki ideler olduğunu, 2 idelerimizin tecrübeden türetilmek durumunda olduğunu, aksi takdirde anlamlı bir içerikten yoksun olacağını ve 3 genel bir önermenin sezgisel bakımdan ya da kanıtlama yoluyla kesin olmadıkça, gerçek anlamda bir bilgi olamayacağını kabul ettiği için, bilgimizin kapsamını oldukça daraltır. O, bir empiristtir ve dolayısıyla bilgide deneyime önem verip, empirik olmayan ilkelerden türetilmiş mantıksal bir sistemin bize gerçekliğin resmini hiçbir şekilde veremeyeceğini kabul eder.

Locke, bundan başka zihnimizde olan şeylerin, nesnelerin kendileri değil de, nesnelerle olan gerçek ilişkilerini hiçbir zaman bilemeyeceğimiz ideler olduğunu savunduğu ve neyin bilgi sayılıp neyin bilgi sayılamayacağı konusunda, hayli yüksek bir kesinlik ölçütü öne sürerek, yalnızca sezgi ya da kanıtlama yoluyla elde edilen bilgiyi kesin bilgi olarak gördüğü için, empirik ve bilimsel bilginin gerçek anlamda bilgi olamayacağını dile getirir.

Dine Dair Görüşleri: Dinle bağlamında, Locke Hıristiyanlığın ahlaki boyutunu vurgulamaya özel bir önem atfeder ve kutsal kitapta bulunan ahlak kurallarının aklın keşfettiği kurallarla tam bir ahenk içinde olduğunu belirtir. Akılla inanç arasındaki ilişkiler üzerinde de duran filozof, hem akıl ve hem de vahiy yoluyla keşfedilen hakikatler bulunduğunu öne sürerken, akılla çelisen hakikatler söz konusu olduğunda, bu doğruların, onların kaynağında vahyin bulunduğu söylense bile, hiçbir şekilde kabul edilmemesi gerektiğini savunur. Buna karşin, akılla ne örtüsen ne de çakisan hakikatlere gelince, Locke bunların gerçek dinin özünü meydana getirdiğini öne sürer. Fakat Locke aklın burada bile vazgeçilmez bir rol oynadığını vurgular: Akıl bir şeyin vahiy olup olmadığına karar vermeli ve vahyi ifade eden sözcüklerin anlamlarını incelemelidir. Ona göre, akıl her konuda nihai yargıç ve yolgösterici olmalıdır. O Hıristiyanlığın özünde pek az temel ve onsuz olunamaz inanç parçası bulunduğunu söylerken, mezhepler arasındaki çatismalara şiddetle karşi çikmis ve dini hoşgörüyü engelleyecek hiçbir şey bulunmadığını belirtmiştir. Bu bağlamda, ona göre, dinin görevi insan ruhunu günahtan, kötülüklerden; hükümetin görevi ise bireyin yaşam, özgürlük ve mülkiyet haklarını korumaktır.

Siyaset Felsefesi: Locke siyaset felsefesi alanındaki görüşleri bakımından da önemli bir filozoftur. O, mutlakiyetçiliğe şiddetle karşi çiktigi ve güçler ayrılığını hararetle savunduğu için, liberalizmin kurucusu olarak görülmektedir. Meşruti bir monarşiden yana olan ve toplumun bir sözleşme temeline dayanması gerektiğini savunan Locke, insanların hukuğun veya iktidarın sağladığı avantajlardan yoksun olarak birlikte yaşadıkları hipotetik bir doğa hali düşüncesinden yola çikmistir. Böyle bir doğa halinin dezavantajları, insanların hukuğun ve devletin yönetimi altına girmeleri için bileyerek ve isteyerek bir sözleşme yapmalarını fazlasıyla haklı kılar. Toplumsal sözleşmenin amacı, düzeni ve yasayı ihdas etmek, doğa halinin belirsizliklerini ortadan kaldırmak ve bireyin haklarını koruyacak kurumları yaratmaktır
__________________
 
 

şimdiye kadar ortalama kaç kitap okudunuz
0-10
10-15
15-20
20-25
25-50
50-100
100'den fazla

(Sonucu göster)


 
Reklam  
   
 
 


More Cool Stuff At POQbum.com

 
 
 
Dersler
 MATEMATİK
 GEOMETRİ
 TÜRKÇE
 FİZİK
 KİMYA
 BİYOLOJİ
 TARİH
 COĞRAFYA
 FELSEFE
 Soru Bankası


 
 
 
  • Edebiyat Nedir?
  • Edebi Türler
  • Edebi Sanatlar
  • Edebi Akımlar
  • Türk Edebiyatı Dönemleri
  • İslamiyet Öncesi T.E.
  • İslamiyet Sonrası T.E.
  • Tanzimat Edebiyatı
  • Servet-i Fünun E.
  • Fecr-i Âti E.
  • Milli Edebiyat Akımı
  • Milli Mücadele Dön.E.
  • Cumhuriyet Dön.Türk E.
  • Uyak ve Ölçü
  • Nazım Biçimleri
  • Edebiyat Sözlüğü
  • Edebiyatımızda 'ilk'ler
  • Azerbaycan Türk Edebiyatı
  •  
     
     

    TÜRK EDEBİYATI

    1. M. Kemal Atatürk - Nutuk
    2. Kutadgu Bilig'den Seçmeler
    3. Dede Korkut Hikayeleri
    4. Yunus Emre Divanı'ndan Seçmeler
    5. Mevlana-Mesnevi'den Seçmeler
    6. Nasreddin Hoca Fıkralarından Seçmeler
    7. Divan Şiirinden Seçmeler
    8. Halk Şiirinden Seçmeler
    9. Evliya Çelebi - Seyahatnamesi'nden Seçmeler
    10. Kerem ile Aslı
    11. Samipaşazade Sezai - Sergüzeşt
    12. Halit Ziya Uşaklıgil - Mai ve Siyah
    13. Hüseyin Rahmi Gürpınar - Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
    14. Ahmet Rasim - Şehir Mektupları
    15. Ahmet Hikmet Müftüoğlu - Çağlayanlar
    16. Ömer Seyfettin - Hikayelerden Seçmeler
    17. Mehmet Akif Ersoy - Safahat
    18. Ahmet Haşim - Bize Göre
    19. Yahya Kemal Beyatlı - Eğil Dağlar
    20. Yahya Kemal Beyatlı - Kendi Gök Kubbemiz
    21.Abdulhak Şinasi Hisar - Boğaziçi Mektupları
    22. Ruşen Eşref Ünaydın - Diyorlar ki
    23. Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Kiralık Konak
    24. Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Yaban
    25. Refik Halit Karay - Memleket Hikayeleri
    26. Refik Halit Karay - Gurbet Hikayeleri
    27. Halide Edib Adıvar - Sinekli Bakkal
    28. Halide Edib Adıvar - Mor Salkımlı Ev
    29. Reşat Nuri Güntekin - Anadolu Notları
    30. Reşat Nuri Güntekin -Çalıkuşu
    31. Falih Rıfkı Atay - Çankaya
    32. Falih Rıfkı Atay- Zeytindağı
    33. Faruk Nafız Çamlıbel - Han Duvarı
    34. Nazım Hikmet - Memleketimden İnsan Manzaraları
    35. Şevket Süreyya Aydemir - Suyu Arayan Adam
    36. Memduh Şevket Esendal - Ayaşlı ile Kiracıları
    37. Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
    38. Peyami Safa - Fatih - Harbiye
    39. Nihad Sami Banarlı - Türkçe'nin Sırları
    40. Ahmet Hamdi Tanpınar - Beş Şehir
    41. Ahmet Hamdi Tanpınar - Sahnenin Dışındakiler
    42. Samiha Ayverdi - İbrahim Efendi Konağı
    43. Necip Fazıl Kısakürek - Çile
    44. Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf
    45. Ahmet Kutsi Tecer - Şiirler
    46. Ahmet Muhip Dıranas - Şiirler
    47. Aşık Veysel - Dostlar Beni Hatırlasın
    48. Orhan Veli - Bütün Şiirleri
    49. Cahit Sıtkı Tarancı -Otuz beş Yaş (Bütün Şirleri)
    50. Kemal Tahir - Esir Şehrin İnsanları
    51. Orhan Kemal - Eskicinin Oğulları
    52. Sait Faik Abasıyanık - Kayıp Aranıyor
    53. Sait Faik Abasıyanık - Hikayelerinden Seçmeler
    54. Halikarnas Balıkçısı - Aganta Burina Burinata
    55. Kemal Bilbaşar - Cemo
    56. Samim Kocagöz - Kalpaklılar
    57. Tarık Buğra - Küçük Ağa
    58. Necati Cumalı - Tütün Zamanı
    59. Rıfat Ilgaz - Karartma Geceleri
    60. Orhan Hançerlioğlu - 7. Gün
    61. Fakir Baykurt - Kaplumbağalar
    62. Faik Baysal - Drina'da Son Gün
    63. Abbas Sayar - Yılkı Atı
    64. Haldun Taner - Hikayelerinden Seçmeler
    65. Oğuz Atay - Bir Bilim Adamının Romanı
    66. Aziz Nesin - Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
    67. Sabahattin Kudret Aksal - Gazoz Ağacı
    68. Yusuf Atılgan - Anayurt Oteli
    69. Cemil Meriç - -Bu Ülke
    70. Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil - Gençlerle Başbaşa
    71. Naki Tezel - Türk Masalları
    72. Salah Birsel - Boğaziçi Şıngır Mıngır
    73. Bahattin Özkişi - Sokakta

    DÜNYA EDEBİYATI

    74. Beydeba - Kelile ve Dimne
    75. Eflatun - Devlet
    76. Platon - Sokrates'ın Savunması
    77. Sadi - Gülistan
    78. Cervantes - Don Kişot
    79. Balzac - Vadideki Zambak
    80. Viktor Hugo - Sefiller
    81. Goethe - Faust
    82. Daniel Daefo - Robinson Crusoe
    83. Dostoyevski - Suç ve Ceza
    84. Gogol - Ölü Canlar
    85. Turgenyev - Babalar ve Oğullar
    86. Tolstoy - Savaş ve Barış
    87. Gustav Flaubert - Madam Bovary
    88. Charles Dickens - İki Şehrin Hikayesi
    89. Knut Hamsun - Açlık
    90. Jack London - Beyaz Diş
    91. Rabindranath Tagore - Gora
    92. Ernest Hemingway - Çanlar Kimin İçin Çalıyor
    93. William Faulkner - Ses ve Öfke
    94. İvo Andriç - Drina Köprüsü
    95. Panait İstrati - Akdeniz
    96. John Steinbeck - Fareler ve İnsanlar
    97. M Selimoviç - Derviş ve Ölüm
    98. Cengiz Dağcı - Onlar da İnsandı
    99. Cengiz Aytmatov - Beyaz Gemi
    100. Cengiz Aytmatov - Gün Olur Asra Bedel (Gün Uzar Yüzyıl Olur)
    Bu SitE Kod-dunyasi.tr.gg Tarafından Desteklenmektedir..

     
    Bugün 5 ziyaretçi (50 klik) kişi burdaydı!
    => Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=